“Benim elma yanaklı, kiraz dudaklı, hokka burunlu kızım,
9. ayını bitirip 10. ayına girmek üzere olduğun bu günlerde sana her baktığımda o kadar şaşırıyorum ki. Tam iki haftadır, yani sekiz buçuk aylık olduğundan beri her gün yaptığın pek çok şeye hayranlıkla bakıyorum Ekinciğim. 8,5uncu ay ne önemli bir dönüm noktasıymış meğer! 31 Mart Perşembe akşamüzeri Balıkesir’e gitmek üzere hazırlanırken seni yatağına oturttuğum, mutfağa gidip odana döndüğümde seni ayağa kalkmış halde bulduğum andan beri her şeye şaşırır oldum.”
İki ay önce ne kadar uzun zamandır yazmadığımı düşünüp bu cümleleri kaydetmişim bir word dosyasına. Yazmaya başlayıp devam edememişim anlaşılan. Ekin bugün tam tamına 11 aylık. Doğum gününe yalnızca bir ay, yani yalnızca dört hafta, yani yalnızca otuz gün kaldı. Kızım tam bir yaşında olacak yakında. İnanılmaz!
Buraya yazdığım son yazıda 5 aylıkmış kızım. O 5. aydan sonra neler oldu neler.
28 Ocak’ta, 6,5 aylıkken desteksiz oturmaya başladı. Yaklaşık aynı zamanlarda ‘gel gel’, ‘baba’, ‘dede’ kelimelerini söyledi. Bu kelimeleri ‘atta’ ve ‘attı’ takip etti. 29 Mart’ta annesinin memesini emmeyi kendi kendine bıraktı, bir daha da meme aramadı. Önce geri geri emeklemeye, sonra yan yan yuvarlanarak ilerlemeye başladı. 31 Mart’ta ilk kez saçı kesildi, aynı gün tutunarak ayağa kalktı. 13 Nisan’da tam olarak emekledi. 23 Nisan’da Squirral Nut Zippers’ın “Hell” adlı şarkısına dans ederek eşlik etti. O günden beri müzik duyar duymaz dans ediyor. Alkış yapmaya, el sallamaya, baş baş yapmaya başladı. Alttaki iki dişi çıktı. ‘Anne’ demeye anneler gününden bir hafta önce, 1 Mayıs’ta başlayarak annesine en büyük hediyeyi verdi. Mayıs’ın ilk haftasında 6. hastalık geçirdi. 13 Mayıs’ta ilk kez parkta salıncağa bindi, çok neşelenip kahkahalar attı. 22 Mayıs’tan itibaren geceleri kendi odasında uyumaya başladı. 29 Mayıs’ta organize ettiğimiz kalabalık dişbuğdayı partisinde neşesi ve güleryüzüyle tüm konukları büyüledi. Mayıs sonu -Haziran başı itibariyle söylediği kelimelere ‘abla’, ‘abu (Arzu, Arthur, abi’)’ ‘annannem’, ‘âl (Hilal), ‘Pepe’, ‘ayı’, ‘aya(k)’, ‘ay(ş)e’, ‘ayna’, ‘elma’ eklendi.
Bugünlerde her derdini işaret diliyle anlatıyor. Suyunu istiyor, kitap okumak istediğini, hatta hangi kitabı okumak istediğini gösteriyor. Acıkıp acıkmadığını sorduğumda acıktıysa “mamma, hımm, hımm” diye yanıt veriyor. ‘Atta’ya gitmeye bayılıyor. Montunu giyen herkese, çizgi film karakterleri de dahil, ‘atta’ deyip baş baş yapıyor. Parka giderken simit kemirmeye bayılıyor. Yalnızca kahvaltı sırasında TRT Çocuk’taki Pepe’yi veya Arthur’u izliyor, yemeği bitince izlemeyi de bırakıyor.Babasıyla yakalamaca oynarken mutluluktan uçuyor.
Bizimse Ekin’e müdahale etmeme stratejimiz hala devam ediyor. Müdahale etmediğimiz sürece kendi uyku ve yeme düzenini oluşturuyor ve pek sorun çıkarmıyor. Onunla hayat her geçen gün daha da keyifli bir oyuna dönüşüyor.
nerdeyim?
10 ay önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder